22 01 2012

Ebruli Oje

Ebruli Oje |  görsel 1

Gecenin kör bir yarısında serde can sıkıntısı olduğundan farklı oje sürme teknikleri ararken karşıma çıktı ebruli oje daha doğrusu ebru tekniği ile tırnak boyama :)) http://www.youtube.com/watch?v=kv6ndkOaBuA izleyince uygulanması çokda zor gelmediğinden hemen deneyeyim dedim gerçi hem gecenin bir yarısı olması hem tırnağımı bantlamadığımdan mıdır ya da söylemesi bana acı verse de beceriksizliğimden mi pek beğenen kimse bulamadım kendimden başka :))) Devamı

22 01 2012

Ejderha Dövmeli Kız - Yeni Versiyon

Ejderha Dövmeli Kız - Yeni Versiyon |  görsel 1

Belki de sinema tarihinde bir ilk yaşandı ; bu kadar az aralıkla aynı film başka bir yönetmenin elinde canlandı tekrar..BestSeller kitapların ardından gelen filmler genellikle çok fazla eleştirilir genelde kitabı ihtirasla okuyan okuyucu filmin ardından hüsran yaşar.Fakat David Fincher tüm bu yaşanılası muhtemel eksileri olumlu yönde  lehine çevirmeyi başarmış bana göre.İlk versiyonda da çok büyük emekler harcanmış bunu gözardı edemeyiz ama Fincher imzalı filmin tadı gerçekten başka ilkinde yaşadığım burukluğu sevince dönüştürdü,hele ki Lisbeth karakterine ruh veren Rooney Mara tek kelime ile harika şimdi benim tek merakım Fincher millenyum serisine devam edecek mi? Ederse ilk filminde verdiklerini devam ettirebilecek mi? Devamı

22 01 2012

Gizli Anların Yolcusu - Ayşe Kulin

Gizli Anların Yolcusu - Ayşe Kulin |  görsel 1

Ayşe Kulin beni gene şaşırtmadı , bir solukta okuduğum nefis bir kitap çıkardı ...Ayşe Kulin severler mutlaka bu kitaba hayran kalacaklar.Önyargılarımızı kenara bırakarak okumamız gereken enfes bir konusu var.Yayınevi sahibi İlhami ve aşk dörtgeni :))) Bir tarafta yıllardır ölmüş oğlunun acısını suçluluk duygusu ile yaşamaya devam edip kendinden ve İlhami'den vazgeçen eşi Eda,diğer tarafta eski çalışanı yeni ortağı Handan'ın bitmek bilmeyen ihtiraslı iştahı ve İlhami'nin kendisinin bile  anlayamadığı büyük bir aşkla bağlandığı Bora ... Okurken hayretlere düşecek,gülecek,hüzünlenecek ve üzüleceksiniz.Kitap bittiğinde eminim bazı ön yargılardan kurtulmuş olacaksınız ... Devamı

18 01 2012

Kış Yorgunluğu ...

Bu aralar gene tembelliğim üzerimde ve hep olduğu gibi bu tembelliği gene mevsime bağladım :))) Bana göre ne zaman tembelleşsem suçlu mevsim kışı,yazı ilk ve son baharları hep suçlu :))))) Şu sıralar gene yemek bloglarına takmış durumdayım yolunu şaşırmış gibi ordan oraya ordan oraya blogları geziyorum bir çok tarifle karşılaşıp becerikli hamarat bloggerlara özenip duruyorum ama hakkımı yemeden geçemeyeceğim bir kaç tarifte denemişliğim var üzerimden bu kış tembelliğini atabilirsem paylaşmak istiyorum ... Çok yalın kalacak fakat HAYAT gerçekten paylaşınca güzel ....         Devamı

01 11 2011

Cecile No :9

Resimini henüz becerip koyamadığım ilk defa denediğim marka Cecile ... Göz attığım bazı forumlarda hem dayanıklı olmaması hem de çabuk kurumaması nedeni ile eleştiri almış olsa da ( henüz sürdüğüm için) dayanıklılığı konusunda hüküm veremiyorum fakat 1 kaç kat sürmeme rağmen çok çabuk kurudu ... İlk defa bu tonda (gri) bir ojem oldu ( nedenini blmiyorum^??) ve çok beğendimmmmm,aynı markanın 2 numarasını da almıştım onu da en kısa sürede denemek istiyorummmm :)) Devamı

08 07 2011

Materyallerim ...

Yola çıkarken yanımda olan incik boncuk ve yardımcı aksesuarlarım ile takımlarım korkarım yakında daha büyük bir takım çantası almam gerekecek :)) ) Devamı

08 07 2011

Biraz Sade Ama Hoşuma Gitti ...

Beyaz t-shirt i nasıl değerlendirebilirim dye düşünürken aslında çok abartılı duruşları sadece görsel olarak beğendiğimi fark ettim kullanırken değil o nedenle biraz da sadeliğinden  bişey kaybetmesin dedim ve 2. denemem de ortaya çıkan sonuç bu   :)))) Amatör ama güzel belki kuzguna yavrusu güzel görünür durumu bilemem :))))   Devamı

08 07 2011

İlk Denemem

Yıprandığı için giymekten vazgeçtiğim ama rengi yüzünden gardolabımda şimdilik dursun dediğim siyah bodym ilk diy kurbanım oldu  :))) Kemer tokası ile süslenince hoşuma gitmedi değil .. . Devamı

08 07 2011

DIY DENEMELERİM ....

DIY ( DO IT YOUR SELF)  Eskimiş,kullanılmaktan  vazgeçilmiş,yıpranmış,atmaya kıyamadığınız objeleri küçük dokunuşlarla en azından bir süreliğine de olsa tekrar kullanıma kazandırmanız...Tamamen el emeği göz nuru  ... :))) Geçenler de internette bazlı bloglara bakarken  kısa sürede çok insanın bu tür uğraşlar içerisinde olduğunu görünce amma heveslendim.. Acaba bende yapabilirmiyim,becerebilirmiyim diye düşünmeden edemedim, dikiş nakış bilgim ancak ufak sökük ve düğme dikebilme üstüne olunca sanırım bu düşünceler normal :)))) Neyse içimdeki heves beceriksizliğimin üzerine çıktı ve artık benim de DIY 'lerim var ve amatör ruhum şahlanmaya devam ediyor :)))     Devamı

02 06 2011

Harika .....

Harika ..... |  görsel 1

Görüntü Muhteşem.. Devamı

01 06 2011

Harika Bir Duygu... Güven!

Harika Bir Duygu... Güven! |  görsel 1

Ne harika bir tablo .... Devamı

31 05 2011

Doğu'da AŞK Böyle Yazılır ....

Ben bir düş gördüm bu gece. Kulağıma birkaç harf fısıldadı, lisanı lisanıma benzemeyen dudaklar. İlkin anlamadım, anlayamadım harflerin manasını. Gözlerim mavi ile kızıl arası renklere boğuldu. Renkler bir bir silinirken gözümden, bir adam gördüm kızıllıklar arasında. “Sen” dedim, “Sen şairsin.” Ya dudağındaki sözler neden bu kadar kayıp? Bu harfler de ne? “Anlamıyorum.” Gözlerini gözlerime çevirdi. “Okuma, dinle” dedi. Dinlemek için susmak gerekmiş. Sadece sustum. Ah yazabilseydim duyduklarımı! Ah işittiklerimi anlatabilseydim. Hatırımda üç ses kaldı sadece. Üç kayıp harf.Şairler rüyaya yattı o gece. Her birine  bir harf nasib oldu. Birine susmak düştü, birine vuslat ve dahi birine yanmak düştü bu rüyadan. “Aşk” diyesi geldi şairlerin. Ama diyemediler. Her biri bir harf yazdı avuçlarımın içine. Rengi kızıldan maviye çalan mürekkeplerle üç harf yazdılar gözbebeklerimin içine… Üç harf işittim o gece. Üç harf; ayn, şın, kaf…     Devamı

31 05 2011

LETHE

  Lethe, uzun ve acı suyuyla cehennemde Styx nehrinin komşu nehri. İnsanlar acılarını unutmak için şarap içer ve kanlarına üzüm suyu karışır unuturlardı dünyadaki çilelerini bir an için. Ertesi gün yine acı çekmeye devam ederlerdi eski den. İnsanlığın acısı hiçbir zaman dinmeyecekti. Ve acılardan kurtulmak için bu lanetli gözyaşlarıyla sulanmış çamurdan yoğrulmuş bedeni bu dünyada bırakmak gerekti, ölmek gerekti, ruhların kaçması gerekti. Ölümün karanlık soluğunu hissetiği zaman karanlıklar ülkesine inerdi ruhlar. Ardından Styx nehrine yaklaşıp kayıkçının(Charon) gelmesini beklerlerdi. Karşıya geçmek için ızıdırap dolu yıllar geçiririlerdi ruhlar, cehennemin ateşli kıyıları bu ruhların çığlıklarıyla beslerdi kendini, cehennemin kapısında 3 başlı köbek Kerberos beklerdi. Ruhların kaçmaması için.   Ruhlar lethenin yanına gelir onun kıyısında oturur ve ağlarlardı çığlıklar yükselirdi ansızın, acı çeken ruhlar Lethe'nin suyundan içerlerdi unuturlardı geçmişlerini. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. İnsan baktığı zaman, nehrin sularında acılarının nasılda akıp gittiğini görürdü. İsyan ve çığlıklar nehir sularıyla birlikte cehennemin karanlık kuyususna giderdi ve herkes arınırdı acılarından, ızdıraplarından. Ve aslında ölümün asla bir son olmadığına inanırlardı, ve kendilerini korkunun kollarına bırakırlardı. Bir daha diriliceklerdi ve acı çekeceklerdi…   Delilik, çok büyük acıların Lethe' sidir bu yüzden.   ALINTI... ... Devamı

04 05 2011

Ben ....!

Vardiyalı çalışan ağır bir işçi gibi hiç durmadan hergün v her gece 'seni' unutmaya çalışıyorum..! Devamı

04 05 2011

Kazım Koyuncu Şarkısı ...

Bi gün yolda yürüyodum, Bi şarkı duydum Kalbim acıdı, Bu kadar... Devamı

08 09 2010

Tanrılar,Tanrıçalar ...

AMEN (Amon,Amun,Ammon,Amoun): "Amen" "saklı olan" demektir.Teb'in baş tanrısıdır.Eşi Ame -net'le birlikte ilk tanrılardan biridir.Kutsal hayvanları kaz ve koçtur.Orta Krallık döneminde sadece yerel bir tanrıydı ama Tebliler Mısır'a hakim olunca Amen önemli bir tanrı oldu.18.Hanedan'dan itibaren Tanrıların Kralı oldu.Ünlü Amen tapınagı Karnak,dünyanın en büyük dinî yapısıdır.Yeni Krallık boyunca Amen'in eşi Mut olarak kabul edildi.Bu ikilinin çocuğu Ay tanrısı olarak bilinen Khons(Chons)'tur. AMEN-RA(Amon-Re): Amen rahipleri tarafından Yeni Krallık'a geçisi saglaması için tasarlanmıs karma bir tanrıdır.Bu Amen'in gücünü Ra'ya yansıtır (veya tam tersi) ANUBIS(Anpu,Ano-Oobist): Anubis,Nephthys ve Seth'in(bazı efsanelere göre Osiris ve Isis'in) ogludur.Çakalların mezarlar etrafında dolaşması nedeniyle çakal başlı Anubis ölümle birlikte anılmıştır.Ölen Osiris'i mumyaladığı için mumyalama tanrısı olmustur.Görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir.Bu yüzden mumyalamayla görevli kişiler Anubis maskesi takarlar.Ölen kişi diğer dünyada yargılanırken ona yardım eder. ANUKET: Yukarı Mısır'da,Elephantin yöresinde Khnum ve Sati'nin kızı olarak bilinir.Kutsal hayvanı ceylandır.Kuş tüyleriyle kaplı bir taç giyer ve soguk su tanrıçasıdır. APIS: Sadece hayvan olarak çizilen ender tanrılardan biridir.Egemenlik alanı Memphis'ti.Verimliliği temsil ederdi.Başında güneş diski ve uraeus yılanı bulunan bir boğa olarak çizilmistir. ATEN: 18.Hanedan zamanında IV.Amenhotep tek tanrı olan Aten'i yaymaya çalıştı.Hatta adını da Akhenaten(Aten'in sevgilisi) olarak degiştirdi.Aten her işinin ucunda bir el olan bir Güneş olarak çizilirdi ve hayatı temsil ed... Devamı

31 08 2010

Kendi Masalım ... Mısır ...

    Hristiyanlık ve İslamiyetten önce  3 bin seneye onlarca tanrı-tanrıça sığdırmış ,dünyanın sayılı harikalarından piramitleri inşa etmiş,onlarca tapınak yapmış,ölülerini mumyalamış, mitolojik hikayeleri ile antik çağın en büyük medeniyetlerinden biri olmuş ,Topraklarından süzülen  Nil Nehri ile hala aşıkların gözlerini kapattıklarında kendilerini nehrin ortasında bir gemide hayal ettikleri düşlere imza atan ve  günümüzde bile İslamiyeti benimsemesine rağmen her dinden insanı tarihi ile kendine çeken büyülü ülke … Ve bu ülkenin büyüsünü bozmadan geçmişine ayna tutmak yaşamış tanrıları,inanılan dinleri,mimarilerini,tapınak ve piramitlerini,mumyalamayı özetle hepsini yüreğimdeki  öğrenme isteğinin kadifemsi heyecanı ile gözlerimi güzel bir masala doğru kapatıyorum,kendi masalıma …... Devamı

30 08 2010

Yeniden Merhaba..!

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba..! Yaklaşık 2,5 sene olmuş tek satır yazmayalı , hesabımın varlığını bile unutup yeni bir hesap açma telaşına düştüğümde anımsadım bir dönem sığındığım limanı ..Kelimelerimin anlamlara büründüğü başlıklar altına duygularımı yeniden yazabilmek adına bu kadar uzun bir mola vermeyeceğim bir daha... Devamı

09 05 2008

21 Mayıs Günü Atalarımızı Anmak İçin !

-Yazı ve resim alıntıdır. -   Kefken'de yatar Anadoluya ilk ayak basan atalarımızın bedenleri. Acıyla yoğrulmuş, üzerine ağıtlar yakılmış gündür bugün. Karadenizde batan gemilerin içinde ölen atalarımızın günüdür bugün. Her yıl anılır Kafkas muhacırları tarafından. Sizler onlara Kafkas dersiniz onlar kendilerine Adige,Abhaz vs. der. Anlatılması zordur belki şu ağıt hissettirir o gün yaşananların acısını yüreklerinizde.Koşuyor arabalar yolculuk içinGeleceğim karanlık yanıyorum mazim içinBu ne biçim adalet, bu ne biçim insanlıkGidiyorum meçhüle geleceğim karanlıkNe yazik ki İstanbul'a götürülüyorumKıvırcık saçlı kız kardeşim ağlıyor yanımdaBir ateş alevlenmiş yanıyor ah kalbimdeArkamda kanım canım sevgilim kalıyor dönüp bakamıyorum onlaraYazık oldu bana, yazık oldu vatanımda geçirdiğim günlereEy ahali, ey insanlar dinleyin bu konuşanıKafkas dağları, vadileri Kafkas toprakları konuşuyorO acılı günlerde rıhtımdan ayrılıyor dört nala gidiyorumÜçüncü dağın eteğinde rastladığım atlı selam verirken gözlerinden akan yaşlar sakallarından dökülüyorduKızdım kendisine yakışır mı bir Abhaz gencine ağlamak diyordumGenç üzgündü, ağlıyordu hüzünlüydüBana seninde ağlamana ancak bir kaç adım kaldı diyorduGenç benim geldiğim tarafta doğru yoluna devam ederken bende yoluma koyuldumBir de ne göreyim ki! İçimi parçalayacak bir sahneCanlarım kanlarım kardeşlerim kimileri ölü kimileri yarı ölüBeş yüzün üzerinde telef olmuş kardeşlerim yatıyorduHele cansız bir annenin kucağında yatan çırpınan ağlayan inleyen çocukAçtı hastaydı sussuzdu, oda hayata yavaş yavaş gözlerini yumu verdiBense çaresizdim ne yapabilirdim ancak yamçımı onlara ölüm örtüsü yapabildimO gün yemin ettim söz verdim kendi kendime vatanımı ölüm pahasınada olsa korumaya kalmayaEy insanlar soruyorum sizlere soruyorum Kafkasları sevenlere Kafkasım diyenlereNasıl görücez bir birimizi, bir birimizden nasıl haber alıcazKız kardeşlerimiz yabancılar tarafından kapışılırken yabancıların atlarının telkisinde gezdirilirk... Devamı

12 04 2007

Koç burcu

      Son günlerde, zorlu tavirlari ve güleryüzüyle olaganüstü dostça davranan biriyle tanistiniz mi? Tanri yardimciniz olsun. Herhalde bir Koç size el koymus olmali. Özellikle, sohbet sirasinda konusmayi yönlendirmekte biraz sikinti çektinizse...Kadin olsun, erkek olsun, bu insanlar nerede bir haksizlik oldugunu hissetseler orada savasa girisirler. Fikirlerini yüksek sesle söylemekten de hiç çekinmezler. Sonradan pisman olabilir ama öfke aninda gözü hiçbir seyi görmez.Koç, burçlar aleminin ilk yildizidir ve dogumu temsil eder. Koç, sadece kendisinin bilincindedir. O, burçlar aleminin büyümeyen bebegidir. Kendi ihtiyaçlari herseyden önce gelir. Bir Koç insani aklina birsey geldigi zaman ya da aklindan birsey çikarmak istedigi vakit, saat kaç olursa olsun (sabahin ilk saatleri ya da gecenin bir yarisi) hiç tereddüt etmeden sizi çagiracaktir. Bir sey istiyorsa onu mutlaka alacaktir. Üstündeki masumiyet saldirganligini yumusatir. Koç'ta seytanca fesatligin zerresi bile yoktur ve yasami boyunca da böyle kalir. Sonsuza kadar sevdigi insanlara bütün kalbiyle inanir. Her zaman düser ve kalkip ayni seyi tekrar dener. Kafasinda toplanan kuskular, biri çikip da kendisine iyi davraninca hemen yok olur. Inanilmaz hayaller kurar ve asla yalan söylemez. Karsinizda gördügünüz insan ne ise O'dur. Onda gizli ya da karisik hiçbir sey yoktur. Tipki bir bebek gibi çabuk kirilir ve çaresizdir. Koç'u dis görünüsünden tanimak çok kolaydir. Koç insanlarinin kararli ve keskin çizgili yüzleri vardir. Pek ender olarak yumusak ve belirsiz olurlar. Belirgin kaslari çogunlukla, Koç isaretini meydana getirecek sekilde, burnun dar köprüsü üstünde birlesirler. Basta ve yüzde bir ben veya bir iz farkedebilirsiniz; günes vurdugu zaman saçlarin kizila çaldigini ve yüzün normalden daha renkli oldugunu görürsünüz. Normal olarak genis omuzlu ve yürürken gövdeleri hafifçe öne dogru egilir, baslari ileridedir, konusurken de öyle.Hemen hemen her zaman büyük bir telas içindedirl... Devamı

12 04 2007

Anlar misin?

       Türküler tükenirken ceplerde,aşklar daha bir kanlı yaşanırmış yüreklerde.Ah mahkum bakışlı neydi ki karanlıkta gökyüzünü yumruklaman.Ey geceyi yakıp sersemleten  ahu,kokunu duyan yoktu benden başka!     Sen telaşsız duramazmısın.Beni değil,sustursana nameleri.Renkler saçılırken karanlığa,utangaç hırçınlığı saklayamazmıydın!Özgür ruhlu yeleler dolaşan dinginliğime durup durup birden geldin be Hey doğamın sevgilisi!     Sende ki; gözlerimin dünyasına bir bakar mısın?Bakıpta yüreğimi anlar mısın?  Devamı

02 02 2006

Beşiktaşlı 'Baba'

Girilmez yazılı tabelanın tam altındaydı. Ameliyathane-nin o çirkin yüzlü kapısı o ana kadar ona hiç bu kadar soysuz gelmemişti. Başını iki küçük elinin arasına almış, oracığa çömelivermişti. Gözlerinden akan yaşlar Kızılırmak'ın deli suları gibiydi. Varsın aksındı. Hatta hiç durmasındı. Ama doktor amca müjdeli haberi bir an evvel versindi. "Baban kurtuldu" desindi. 11 yaşındaki o gencecik yüreği şimdi bir ayrı çarpıyordu. Çaresizlik durağında beklemek onu bir hayli yıpratmıştı. Şöyle bir ayağa kalkar oldu. Acıktığını hissetmişti. Ellerine baktı... Kan içindeydi. Üzerinde babasının ona 100. yılda aldığı nostalji formalarından vardı. O günü hiç unutamıyordu. Babası iş çıkışı "store"a uğramış, akşam yemeğinde ona sürpriz yapmıştı. Heyecandan sabaha kadar formayla dolaşmış, hiç uyumamıştı. Ya şimdi! Babası azraille çatışıyordu. Üstündeki formanın armasını öptü, gözlerini kapadı, ağzından iki üç kelime döküldü: "Seninle ağladık, senle güldük biz..." Sonra bir duygu sağanağı patladı. Bir türlü gözlerine dolan yaşlara hakim olamıyordu. Formasının alt kısmıyla gözlerini sildi. "Ne vardı sanki balkona çıkacak" diye kendi kendine hayıflandı. Fenerbahçe maçının atmosferinden etkilenmişti babası... Konya maçından sonra eve geldiğinde şampiyon oldukları sene diktirdiği bayrağı sandıktan çıkarmış, bir güzel ütülemişti. Bayrağı caddeye asacaktı. Ama ip eksikti. Onu da ertesi gün işten gelirken alacaktı. Bu işleri iyi biliyordu. 1982 şampiyonluğunda İstanbul'u bayrak delisi yapmışlardı. Antrenmanlıydı. İpi alıp geldiğinde bir yandan çocuğu ile konuşuyor, maaşını aldığında 1 numaralı Pancu formasını alacağını taahhüt ediyordu. İşte o anda balkonun en bakımsız ve çürük yeri çökmüştü. Babası gözü önünde Beşiktaş bayrağıyla aşağı düşüyordu. Bayrağın balkon demirlerine takılması düşüş hızını kesmişti. Hastaneye nasıl gelmişlerdi hatırlamıyordu. Birden irkildi. Babası hâlâ çatışıyor muydu azraille? Doktor hâlâ neden "müjde" dememişti? Babası da annesi gibi onu terk mi edecekti? ... Devamı

01 02 2006

GÖZTEPE'ye KAR YAĞIYORDU!

GÖZTEPE'ye inceden kar yağıyordu,pencerem de aynı fotoğraf kulaklarım da aynı melodi SES! Biraz ötedeydi Çamlıca,elimi uzatsam tutacak kadar...Dalyan'da nasibini almıştı beyazlıktan...Hafif hafif kıyıya vuran dalganın özlemi varmıydı AŞK'a dair..Avuçlarımda sımsıkı tuttuğum çay bardağı Ajda!Hayatın acısını çıkarıyordu yaktığı ellerimden,Peki ya Fener,Tesadüf...! Uzamak lazım, o güzelliği görmek için oralara...Parkta beyaz örtünün üstünde HAYAT'a inat,ayak izlerini bırakmak gerek...Ve açık ise eğer BARAKA'da bir bardak çay daha... 26.01.2004-Göztepe 16:50 Devamı

28 01 2006

OKYANUSTA KİBRİT ÇÖPÜ-BÖLÜM 1

Sevmek mi lazım seni?, tapmak mı? yoksa boşvermek mi hayata?. Kırıp zincirleri, aşmak mı okyanusları?, yanına varıp gözlerine bakıp kalmak mı yoksa AŞK ? Yosunlaşmış teknelerle aramak mı mutluluğu?.Ya da mil çekip yüreğine taşlaştırmak mı? Anlatsana hadi... Beni bana, olsada dudaklarına, bak gözlerime ve anlat beni yakan sessizliği... HADİ! .....Taktığın tüm isimlerin dışında ben bir kibrit çöpüyüm okyanusta; kutusundan sıyrılmış ve kendini tek başına azgın dalgalar arasında kaybolmuş biçimde bulan bir kibrit çöpü... Gecenin ve sessizliğin izin verdiği ölçüde uykuya yenik düşmeden seni sevmenin tadını çıkarıyorum. Nefes almaktan korkuyorum sesimi duyarsın diye, gecenin güne devrilmesini istemiyorum uyanırsın diye... Belki de yaşanan en güzel zamanı bu AŞK’ın... SEN uykudayken... 14.03.2002 ANKARA/CEBECİ Gözler yalan söylemez derler ya; oysa ne zaman gözlerine baksam bu kavram hiç aklıma gelmedi, inanmak mı istedim sana, yoksa yeni bir yıkıma başlamak mı? Manası derin gülüşlerde, gizli kalmış sözlerde, yazılan her aşk şiirinde senden, benden izler aradım durdum... Nihayetinde kırıntılar buldum bestelenmiş aşk dizelerinde NELER OLUYORDU BİZE?..... Anlayabilmişmiydik sana, bana, bize neler olduğunu? Karıştırmışmıydık beynimizin tüm köşelerini, gizli kalmış kuytularda ki hisleri çıkartmaya gücümüz yetmişmiydi? Hissettirebilmişmiydik yaşanmışları gerektiği kadar insanlara? Elmanın yarısı hakkında tüm doğruları biriktirmiştik avuçlarımızda, fakat diğer yarısını getiremedik bir türlü bir araya...O zaman mı başlamıştık tüketmeye elimizdekileri? Düşünüp düşünüp tek başıma cevap bulamadıklarımdan, her şey de olduğu gibi; kafi derecede sevememişmiydik Yoksa YETİNEMEMİŞMİYDİK BİRBİRİMİZLE!!! 14.03.2004 ANKARA CEBECİ. Biraz daha cesur olabilseydik HAYAT' a karşı daha kararlı yaklaşabilseydik, “keşke” demeyecektik yaşamımızda ve BEN kalmayacaktım okyanusların ürperten karanlığında TEK başıma... Neler öğretti yalnızlığım bana? Dönüp dönüp aynı noktaya gelme... Devamı

28 01 2006

DENGBEJ'in ÖYKÜSÜ

Doldurmuş heybesine yaşanmışlıkları,Uzak diyarlara vurmuş yorgun bedenini zihninde binlerce hikaye ile beraber;Kayıp giden uzun yıllara inat,Soldurmamış yüreğinde ki gülleri.Yüzüne dolan onlarca kırışıklığa,Mahkum etmeden güzellikleriYaşadığı, dinlediği, tanık olduğu tüm sevdaları yükleyip heybesineÇıkmış uzun bir sevgi gezisineNiceler görmüş, niceler sevmiş, nicelerinden de kaçmış...Evi gökkubbe olmuş, yareni hikayeleriYılmadan yaşadıklarını aktarmış nicelerine...Kimine hayat dersi vermiş, kimine sevdayı öğretmişDili dönüp, aklı erip, gücü yettiğince...Heybesinin yükünü eksiltip, hikayeleri savurmuş tüm insan yüreklere... 28.05.2004İstanbul"Birgün hayat yolunuzun bir Dengbej ile kesişmesi dileği ile.." Devamı

28 01 2006

VEDALAŞABİLMEK

Çoğu zaman istedim bunu. Evet seni bırakıp gitmek istedim. Gidemedim hayır sana kıyamadığım için değil, kendime acıdığım için gidemedim. Gidersem ne yapacaktım, gidersem kim olacaktı yanımda, gidersem kimin olacaktın sen?İçim durmuyor deli tufanlarla boğuşuyor, ruhum daralıyor, boğazıma bir kütle oturuyor, nefes alamıyorum çoğu zaman, seninle mutlu muyum bilmiyorum… Ama seni kaybetmek de istemiyorum. Bu nasıl bir çelişki, nasıl bir duygu anlatmak, izah edebilmek bir o kadar güç geliyor. Yastığıma gömüldüğüm nadir zamanlar da seni düşünmeden uyuyamıyorum, aslında seni düşündükçe uyuyamıyorum. Yemek yemeyi bile unutuyorum, kendimi her an kendimden gizli seni düşünürken yakalıyorum ya bu bana hem dokunuyor, hem mutlu ediyor. Bazen deli oluyorum sana, ama ağzımı açıp tek kelime söyleyemiyorum gitmenden korkuyorum belki, ya da gitmekten... Ama gitmek istiyorum ben, uzaklaşabilmek senden, yapamıyorum. Sensiz yaşanacak günüm geçsin istemiyorum, seni göremediğim gün insanları bezdiriyorum, sensizliğin acısı onlardan çıkıyor. Attığım adımlar da gözlerim hep yerdeki taşlarda, aklım ise sen de... Seni tanıdığımdan beri o kitap okumayı çok seven ben kitaplara küstüm sanki. Arkadaşlarına deli olan ben, arkadaşlarımı sildim sanki. Kendime vakit ayıramıyorum, gerçi bunu istemiyorum da ama kendi kendime kalmaya ihtiyacım olduğu her an soluğu senin yanında alıyorum, farkındayım sana da dünyayı dar ediyorum bazen, bunlar içimdeki ben ile senin çatışmandan ileri geliyor. Ben alışık değilim sevmeye. Sadece sevilmiş olsaydım, acı çekecektin ama ben ilk defa seviyorum fakat acı çekiyorum. Ben bu acıyı kaldıramıyorum, vedalaşabilsem şimdi seninle, ardıma dönüp bakmıyacağımı bilsem çekip gideceğim uzaklara, o yıllardır beni çağıran uzaklara. Yapamıyorum, elim kolum gözüm, gönlüm bağlı buraya artık. Bu beni rahatsız etse de birgün benden önce çıkıpta sen gidersen dayanamam, yaşayamam gibi geliyor. Aslında fazla gelmeye başladın sevgilim yüreğime, ben kendimi taşırken şimdi seninle baş... Devamı

26 01 2006

Yazacağım birgün yeniden ; şimdi Git!

Gidişin susturdu parmaklarımı, ardından bakakaldı gözlerim...Gidişin kuruttu ilham kaynağımı, peşinden gitme diyemedi cılız kalan sesim... Küstüm kendime, karanlıklara hapsettim kalbimi, içerisine tıka basa doldurduğum düzensiz, bumburuşuk, paçavra benzeri artık sevdam ile yollardayım tekrar... Ne çok özenirdim bir limana sığınıp orayı kendi egemenliği ilan eden insanlara, buldum sanmışken tekrar arayışlara girmek üzüyor beni; yoksa gidişine değil isyanım...  Yokluğun öyle zor geliyor ki senden önce ne yaptığımı hatırlayabilsem, vakit geçirecek bir meşgale bulurdum kendime ama senden öncem yok ki benim...Yoksun yanımda, elin elimde gözün gözümde değil. Bir daha bana gelme, bir daha sana dönmeyeyim diye elim bir başkasının elinde artık... Arama beni ne olur! Daha fazla bitirme kuş kadar kalbimi, ömrüm erimesin sesini duyduktan sonra... Benim olduğunu sandığım "herşeyin" aslında hayalden ve yalandan ibaret olduğu gerçeği acı bir tokat gibi yüzüme vurulduktan sonra ne yapabilirdim ki. Beni suçlamaktan vazgeç, "sen" beni öldürdükten sonra bile ben seni suçlamadım... Hep bir savunan tarafım oldu yüreğimde seni, sevgine inandım, beni sevdiğine inandım, benim olacağına inandım ama artık yoruldum, oysa hiçbir sebep benim deli ruhumu yormaya yetmedi yıllarca ,o gün o an o dakika duyduklarımdan sonra yılların yorgunluğu var, uyumak istiyorum kafamı yastıkların altına gömüp aylarca hatta yıllarca uyumak istiyorum, kalbim ağır geliyor bedenime taşıyamıyorum ya bu parçayı al benden ya da beni gerçekten bitir, yorgunum... Gittiğinden beri daha bir yakınız birbirimize, bana acıdığın için mi yanımdasın, kendime bir şey yapabilme ihtimalim mi seni benim yanımda tutuyor, ya da sevgin mi bilmiyorum ama artık yanımda olma, dimdik dikilemeyecek olsam da hayatın karşısına artık ,tekrar emeklemeyi öğrenebilirim. Beni bana bıraktıracak ne çok dengesizlikler yapıyorum görüyorsun ve üzülüyorsun değil mi? Hak etmediğim bir senaryo verdin ve oynamak zorundayım şimdi, lütfen biri çıkıp "du... Devamı

26 01 2006

ODAM MABEDİMDİ BENİM.

Odam mabedim di benim,içinde nice günahı,sevabı,sevinci,kederi ,BENimle BENi gizleyen...İçinden çıkılamayacak kadar karışık,koridorlarında kaybolacak kadar geniş,gözyaşlarımı saklayaak kadar SIRDAŞ....Odam mabedim di benim. 24 e bölünebildiğinden beri VAKİT,içinden çıkılası ZOR olan DERTlerim oldu her daim..Hiç biri ne ÜZDÜ ne sıktı beni,ne de YENİLDİM kimseye... YENİLMEK YOKTU defterimde.Hiçbir zaman unutmadım ;DOĞRU sadece yalpalar YIKILMAZ!!!Bunu bildim,bunu yaşayarak öğrendim;kimine kısa bana ise uzuuuuun gelen şu KISA zamanda(HAYAT)!!!!SEN çıktın karşıma mabedimden çıkarmadan BENi. SENSİZLİKte SENi yaşamayı öğrettin tıpkı GERÇEK SEVGİYİ öğrettiğin gibi YÜREĞİMe....Üzerine yüzünü çizdiğim duvarımın karşısına geçip,efkardan bir sigara yaktığım ve SEN ile BEN olan ÇAMLICA daki TV vericilerinin kırmızı ikaz ışığı manzarası karşısında ASLA yalnız değildim.SEN vardın en koyusunda YOKLUĞUN la... Dertleri paylaşırken GSM şebekelerinde DOSTLUĞU öğrettik önce birbirimize...Başta GİZimiz,SIRımız YOKTU!İnsanların öfkelerine yenilmelerini UNUTMUŞTUK AŞK DENİZİN'de... Ve odam mabedim gene benim.Sözcük sözcük,hasret hasret günleri biriktirip,haftaları aylara ekleyip,boncuk boncuk ipe dizdiğim...Ve ucunda en güzel duygunun İMAME olacağı HASRET çemberinin adısın SEN. Ne gitmene izin var,ne gideceğim SENden ...YÜZBİNMİLYON boncuğu eklediğimde birbirine,BENİMle olacaksın.Ve TEK BENim!Yaşamın en GÜZEL HEDİYESİ verilirken İNSANa,zorluk,SIKINTI,ÜZÜNTÜ SET çeker karşısına...Ve İNSAN SEL olup akarsa SEVDAsına yıkıp SETleri ,hediyeyi almaya HAK kazanır MUTLAKA....... Devamı

26 01 2006

HİÇ MERAK ETTİN Mİ?

Gidiyorum dediğinden beri kaç kuş yuva yaptı parkta ki ağaca,bankların renklerini kaç kez değiştirdiler?Kaç kez toplandı yere dökülmüş sarı yapraklar?.. Kışları sokağından geçen bozacı kaç kez yer değiştirdi biliyormusun buz gibi limonata diye bağıran o küçük çocuk ile?.. Kaçıncı seferini yaptı beni terk ederken bindiğin vapur,kaç aşık simit attı martılara?Kaç bebek doğdu,kaç anne  ağladı şehit verdiği oğluna?.. Ali kaptan kaç kilometre yol yaptı evine götüreceği nafaka için ya emektar kamyonu kaç kez gitti geldi,kimbilir kaç şehir gördü?.. Kaç sevgilininyolları ayrıldı,ters yöne gittiğinden beri sen?Kaç damla gözyaşı akıttı geride kalanlar?.. Hiç merak ettin mi? KAÇ YÜREĞE DOKUNDU YÜZÜM? Devamı